Dilek Işıksel’in Görsel Şiirleri
 
Dilek Isiksel’in resimlerini ilk kez Ankara’da 1974 yilinda açtigi sergisinde görmüstüm. Ressamin kullandigi renklerin zevkli uyumu, özgür biçemleriyle resimlerin verdikleri estetik hazzi iyi animsiyorum. Yillar içinde çaliskanca açtigi sergilerinin Ankara’dakilerini kaçirmamaya çalistim. Uzaktan animsadigim o haz giderek çogaldi. Ressamca durusuyla, kendine özgülügünü hiç yitirmeden içtenlikle ve ustalikla yoluna devam eden Dilek’in azmine, safyürek (naif) gibi duran çocuksu heyecanina, bulusçuluguna, sasirticiligina ve sanatina olan egemenligine de her keresinde hayran oldum.
 
Izleyebildigim kadariyla 2002’den baslayarak sergilerinde kararli bir seçimle artik, belki de aslinda bilinçli olarak ve bilinçaltindan da hiç kopmadigi Istanbul’u bizlere sunuyordu. 2002’deki sergisi zaten “tarihi yarimada”, son sergisi (2008) ise “melegin bakisi”, ki Istanbul’a bakisti bu, basligini tasiyordu. Melek, Ayasofya’daki meleklerden miydi bir katalogdaki yazida dendigi gibi, yoksa tarihi yarimada ve Galata Kulesi yöresinde durmadan uçusan Dilek’in gözleri, gözlemleri, hayalleri, duygularindan mi olusuyordu? Üstelik bu melekler kimi zaman Istanbul’un bir baska simgesi olan lâlelerle birlesiyor, lâle melek (bir tablonun da adi) adini aliyor, kimi zaman kelebekler gibi, yildizlar gibi, bulutumsu varliklar gibi Istanbul üzerinde dönüp dolanip duruyorlardi.
 
Uçusanlar yalnizca bunlar degildi. Kuslar, baslica martilar (melekler denli masum muydular?), baliklar ve hatta kuleler, tekneler de boslukta saliniyorlardi. Ayasofya ve Galata Kulesi ise Dilek’in resimlerindeki en önemli izlegi olusturuyordu. Bir yandan düslemsel bir atmosfer vardi, öte yandan ise yapilar, minik evler, yollar, meydanlar, sokak lâmbalari, kubbeler, pencereler, ender de olsa insanlar ve otomobiller ve çiçekler, agaçlar birer gerçektiler; daha dogru bir deyisle ressamca yorumlanmis gerçekliklerdi. Yapilarin tas örgüsü bile görülebilirken baska mimari ögeler, ayaklar, kemerler, tonozlar, mezar taslari… vardi. Hiçbir baska ressamda uzam içinde özgürce yer alan esas yapilar bu denli canli, parçalanmis ama gene de bütünü tümüyle animsatan, yapisal varligini bu denli devingence çagristiran biçimde karsimiza çikmaz.
 
Çiçeklere gelince her yerden çikarlar, kimi zaman yapinin kendisi kadar uzundurlar, ay kadar büyüktürler; bunlar lâlelerdir, sakayikimsi kocaman olanlari yaninda bazen günebakanlari da görürüz. Kuslar, yildizlar, melekler kimi zaman hizla yere düser, kimi zaman agir seyirlerini salinarak sürdürürler. Yere indiklerinde düsen bir kar tanesi gibi yumusacik iner ve erirler.
 
Tüm bu devinimleri Dilek bize nasil anlatiyordu: spiraller, iç içe geçmis halkalar ve bunlarin türlü çesitlemeleri; halka içinde spiraller, halka içinde bes uçlu yildizlar, iç içe geçen halkalar içinde düz geometrik çizgilerle ya da günes isinlari gibi ortaya saplanan çizgilerle baglantilar, halka içinde tek bir nokta ya da minik bir halkacik ve onun içinde de bir noktacik, bir yildizcik… Hemen her resimde yer alan, kimisinde de gökyüzünü bir cümbüse çevirecek denli zenginlikle insanin basini döndüren bu örgeler (motif) Jung’un ortak bilinçalti kuramina dayanarak Rhoda Kellog’un 1970’de çocuk resimlerinde saptadigi ortak temel biçimlerin, arketiplerin bu zengin çesitlemeleri, kuskusuz Dilek’in biçemindeki en saf ve en zengin ve en derinlikli safyürekli (naif) yanini olusturuyor kanimca.
 
Uçusma, devingenlik, imgelemsellik, düslem ve gerçeklik üslûplastirma (stilizasyon), arketipler, renk ve çizginin zevkli birlesimi, havada gibi duran, kimi kez kusbakisi, kimi kez içinden bakisla ele alinmis ama saglam ve her keresinde farkli bir kompozisyon.
 
Ister yagli boya olsun, ister çini mürekkebiyle çizilmis daha son dönem resimleri olsun , sezgisellik, duyumcu ve duygucu yaklasim, iç içe geçmis Ayasofya ve Galata Kulesi ile tüm tarihsel ve gündelik Istanbul karsimizdadir.
 
Kaç ressam bu kadar isiltili gece resimleri yapmistir ki?
 
Dilek’in resimlerine bakmaya doyamazsiniz. Tipki benim gibi. Ve tüm benliginizle Istanbul’un belli kesimini tüm zenginlik ve cümbüsüyle yasarsiniz. Bir sergisinin katalogunda yazdigi gibi, görsel siirlerdir Dilek’in resimleri…
 
 
 
 
Prof. Dr. İnci SAN
    Sanat Bilimci